Ana içeriğe atla
    

 İstanbul'da Plastik Sanatlar ve Müzik                                    

                                                                    Vural Yıldırım-Müzik Bilimci

Plastik sanatlarda, özellikle resim alanından dostlarımızla zaman zaman bir araya gelerek sanat üzerine konuşuyoruz. Başlangıçta ressam ve müzisyenler arasında nasıl bir diyalog olacağına kuşku ile bakılmıştı. Bunu ben de çok doğal karşılıyorum. Resim ve müzik; 18. yüzyıla kadar tamamen birbirlerinden bağımsız, aralarında herhangi bir ilişki olmayan iki sanat dalı. Oysa şimdi görüyoruz ki, özellikle son yüz yıldır, resim ve müzik arasında her şeyden önce “dil” bağı kurulmuş. Bu bağ iki alanı birbirine eklemleyerek neredeyse yeni bir sanat alanı üretecek. Ressam ve müzisyenin konuşmalarındaki terminolojinin benzeşikliği, kimin hangi alandan olduğunu ayırt etmemizin zorluğu ile daha kolay anlaşılmaktadır.

Resmin dili müziğin dili ile, müziğin dili resmin dili ile ifade edilebiliyor. Örneğin, “senfoni” kavramı resimde, “renk” kavramı müzikte çok rahat kullanılmakta.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  SAVAŞIN SUSTURAMADIĞI SANAT: MÜZİK Müziğin tarihine baktığımızda insan yaşamının tüm gizemli yanını ve realitesini görmemiz mümkündür. Hüzün, acı, sevinç, neşe vd. insana dair ne varsa müziğin yapısal özellikleri olarak düşünebiliriz. Aslında müziği “seslerin estetik biçimi” vb. tanımlarla sınırlamanın doğru olmadığını her geçen gün daha iyi anlamak mümkün. Müzik sadece ses değil aynı zamanda “sessizlik” üzerinde temellenen bir söylem üretir. Sadece seslerle örülü dünyanın tek renkli bir görsellik gibi sıradan olması kaçınılmazdır. Seslerin dansı, sessizliğin içinde anlam kazanır. Tüm bunlar bize müziğin “susturulamayacağını” anlatmak için yeterlidir. Tarihin her döneminde savaş ve müzik kavramlarının yollarının kesiştiğine tanık oluruz. Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal etmesi tüm dünyada geniş yankılar uyandırmıştır. Bu arada Polonya radyosu Varşova’nın bombalandığını duyurur. Kararlılıkla ve inatla yayınlarına devam eder. Dönemin piyanistlerinden Władysław Szpilman, ra...
  MÜZİK VE DİSTOPYA   Neandertal, Homo Sapiens insanının yeryüzü macerasının günümüze uzantıları şaşırtıcı derecede hızlı ilerliyor. Bundan binlerce yıl önce varlıklarıyla dünya kültürünün temellerini atan bu insanlar, artık bizlerin hayal bile edemeyeceği yaşam becerileriyle flulaşmaktadırlar. Bizler arkeolojik verilerle antropolojik çıkarımlar yaparak o döneme ait yaşam biçimlerini yeniden inşa ediyoruz… Müzik insan kadar masum. Felsefi anlamda belki de insandan daha masum. Bunun doğruluğu üzerine sayfalarca yazılabilir, saatlerce konuşulabilir. İnsana dair ne varsa müzikte var. Başlangıçta ürettiğimiz müzik ile bu gün arasında ciddi farklılıklar var. Bu bir gelişme midir? Yoksa gittiğimiz yönün gereklilikleri midir? Bilinmez… Thomas More’un ütopya tasviri, Pieter Bruegel’in Babil Kulesi,   Maleviç’in tabloları, Emre Lüle’nin eserleri ve mimari yapıdaki avangard perspektiften beslenen distopik çalışmalar, müzikal kompozisyonların tınılarıyla paralellik göster...
  BİRLEŞİK DUYULAR VE MÜZİK Tarih boyunca insanlığın nörolojik eylemleri ve sonuçları üzerine araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar derinleştikçe beynimizin nasıl çalıştığına dair önemli sonuçlar elde edilmiştir. Tüm bunlara rağmen beynimizdeki hareketlilik gizemini korumaktadır. Müzik bu noktada ele almamız gereken önemli bir alandır. 1812 yılında Georg Tobias Ludwig Sachs, doktora tez çalışmasında “renkli fikirler”den söz eder. Tezi önceki çalışmalara göre Sinestezi alanında kabul gören ilk kuramsal çalışmalardandır. Bilim dünyası görme ve duyma algısı ve uyaranları açısından birleşik bir zemin konusunu tartışırken, müzisyen ve ressamların çalışmaları öncü rol üstlenmiştir. Sinesteziyi duyuların birleşimi diye ifade edebiliriz. Bir başka değişle bir duyunun uyarılmasının farklı bir duyu kanalında doğal algı tetiklemesi… Örneğin bir kokuyu şekil olarak görmek gibi… Sinestezinin müzik alanındaki karşılığı ise Kromestezi ’dir. Kromestezi aynı zamanda bireyler açısından müzik...