BEETHOVEN VE FELSEFİ SÖYLEM Klasik Müzik değince akla belli başlı isimler ve eserler gelir. Bu durum aslında klasik alanda da “popüler” kültürün izlerini görmek açısından önemlidir. Klasik müziği tanımlarken ortaya çıkan görüş ayrılıkları onun antropolojik zeminden uzak subjektif değerlendirilmesinden kaynaklanır. Bu müziği; Avrupa kökenli yazılı nota kültürüne dayanan ve gelişerek günümüze ulaşan “sanat” müziği olarak tanımlamak kimseyi rahatsız etmeyecektir. Elbette klasik müzik genel ve dönem olarak iki kavrama işaret eder. Bir başka değişle Rönesans’tan Modern ve sonrasına uzanan bir süreç ve 18. 19. Yüz yıl arasında kendini gösteren özel müzikal form… Klasik kavramının özellikle kullanılmasında önemli etken, yüzyıllar içinde varlığını kendini geliştirerek sürdürmesi diye tanımlayabiliriz. Bu arada klasik müzik deyince ilk akla gelen isimler; Bach, Mozart, Haydn ve Beethoven’dır. Bu isimler duyulduğunda Avrupa’da ortaya çıkan ve tüm dünyada bilinen klasik müziğe ...
BİRLEŞİK DUYULAR VE MÜZİK Tarih boyunca insanlığın nörolojik eylemleri ve sonuçları üzerine araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar derinleştikçe beynimizin nasıl çalıştığına dair önemli sonuçlar elde edilmiştir. Tüm bunlara rağmen beynimizdeki hareketlilik gizemini korumaktadır. Müzik bu noktada ele almamız gereken önemli bir alandır. 1812 yılında Georg Tobias Ludwig Sachs, doktora tez çalışmasında “renkli fikirler”den söz eder. Tezi önceki çalışmalara göre Sinestezi alanında kabul gören ilk kuramsal çalışmalardandır. Bilim dünyası görme ve duyma algısı ve uyaranları açısından birleşik bir zemin konusunu tartışırken, müzisyen ve ressamların çalışmaları öncü rol üstlenmiştir. Sinesteziyi duyuların birleşimi diye ifade edebiliriz. Bir başka değişle bir duyunun uyarılmasının farklı bir duyu kanalında doğal algı tetiklemesi… Örneğin bir kokuyu şekil olarak görmek gibi… Sinestezinin müzik alanındaki karşılığı ise Kromestezi ’dir. Kromestezi aynı zamanda bireyler açısından müzik...