2 Şubat 2020 Pazar




MÜZİK FELSEFESİNE GİRİŞ

VURAL YILDIRIM/ TARKAN KOÇ

BAĞLAM YAYINLARI
6.BASKI 2019



Kitap İçeriği : 112 sayfa
Ön kapak:
Eflatun fon üzerine, Bağlam yayınları’nın araştırma dizisi olan müzik bilimleri seriisinin büyük harflerle yazılmış kapak arkasına gömülmüş yazısı üstüne Müzik Felsefesine Giriş adı ile birlikte yazarların adları eklenmiştir.
Arka Kapak:
“20. yüzyılın başlarından itibaren teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi, düşünen insanı alternatif bir yaşam arayışına götürmüş ve bı arayış felsefede ereğine ulaşmıştır.” İsmail Tunalı’^nın arka kapak yazısında T. W. Adorno’nun “Yeni Müziğin Felsefesi” kitabıyla yaygınlaşan felsefe akımlarından bahisle iki yazarın aforizmatik çalışmasına ve ülkemizde müzik felsefesiyle ilgili ihtiyaca değinilmektedir.
Hedef Kitle:
Temel olarak Müzik ve Felsefe ile ilgilenen bir kesime hitap etmesinin yanısıra yalın ve sade anlatımıyla herkesin okuyabileceği ve anlayabileceği bir lisanla hedef kitlesini genişleten bir zeminde oluşturulmuş bir kitapla tanışıyoruz. Kaynakların fazlalığı ve alıntılarla zenginleştirilmiş yazım diline ek olarak, kendi içinde tartışmaya açılan konular ve başlıklar anlamında konu içerik zenginliği daha da artıyor.
Yazarlar:
Vural Yıldırım, Adapazarı doğumlu yazarın, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Etnomüzikoloji bölümü lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin yanısıra çeşitli yayınlarda müzik felsefesi ve estetiği, halk müziği, popüler müzik alanlarında müzik makaleleri ve yazıları bulunmaktadır.
Tarkan Koç, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera –Şan Bölümünden mezun olarak, lisansüstü çalışmasına Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde ve Yeditepe Üniversitesi’nde Felsefe Doktorası çalışmalarına devam etmektedir. Devlet Tiyatroları’nda aldığı görevlerin yanısıra çeşitli dergilerde müzik makaleleri yayınlanmıştır. Alanı: Müzik Felsefesi’dir.
Sunuş:
Hocaların hocası rahmetli Müzikolog Edip Günay tarafından kaleme alınan sunuş ve takdim bölümünde müziğin anlamı ve müzik –felsefe-estetik ilişkisi üzerinde durulmuş, bu kavramlar üzerine yazarların eser içinde sorduğu muhtelif sorulara yanıt aranmıştır. Yazıya Anadolu’nun bir felsefe ülkesi olduğu görüşüyle son verilmiştir.

“Zaman her şeyi öğretir sonunda”
Aiskhhylos, Zincire vurulmuş Prometheus

Kitap Önsözü:
Müzikbilimci olmanın ilk koşulu entelektüel bilincin Edward Said makalesine atıfla Direniş Bilinci”nin geliştirilmesi temelindeki yaratma casaretinin pırıltılarında ve kahin Prometheus’un tanrılardan çaldığı ve kurulu düzene karşı geldiği ateşle ışığında aydınlanan Titanoğlu’nun kayada son bulan epik yolculuğunu ve Prometheus’un rehberliğini anlatmaktadır. Müziğin tehlikeli serüveninde amaç filozoflara meydan okumak değil, düşünme edinimi kazanmayla birlikte, müziğin kültüren boyutuna yönelik bir söylem oluşturmaktır. Teşekkür bölümüyle önsöz bölümü sonlandırılmıştır.
Kitap Bölümleri:
Kitap yedi bölüm ve etapta kurgulanmıştır. Müzik, Felsefe, Estetik, Kavramlar, Ses, Sessizlik, Müzik Kavramı, Müzik ve İktidar, Müzikal Görüntü ana başlıklarının yanısıra ekler bölümünde Popüler Müzik, Müziğin Metafiziği denemesi, Müzik –Otokrasi –Bilinç üçgeninde okuyucuğu müzikal kimlik ve müzik felsefesi kavramlarıyla ilintili disiplinler arası bir yolculuğa çıkartıyor.

Kitap Birinci Bölüm Özeti:
Müzik ,Felsefe ve Estetik bölümünde sanat sosyolojisi dınırlarından müzik bilimleri ( Müzikoloji)  ve müziğin kültür işindeki işlevsel boyutlarına temas eden kısımda Ulusal Müzik kavramını da tartışmaya sunuyor. Müziğin içeriği biçemi kültürel anlatım lisanı ve iletkenliği üzerine serüveni irdeleniyor. Felsefeden estetiğe, estetikten müziğe uzamsal ve uzanan yolda müzisyenin yarattığı eser üzerinden duygularını sesler kanalında nasıl ruhlararası akışkan hale getirdiği anlamın nereden geldiğiyle ilgili temel kavramlar üzerinde durulmaktadır.

“Bütün sesler dimağdan (zihin) çıkar. Müzik de onların farkları ve uygunlukları arasında bir geçittir. (…) Müziği yalnız büyük insanlar bilirler. Müzik birlik vücuda getirir, merasimler ise ayrılığı doğurur.Birlikten karşılıklı bir dostluk, ayrılıklarda da karşılıklı bir saygı meydana gelir.Müziğin hakim odluğu yerde yakınlık vardır.” Konfüçyüs ,(M.Ö.551-478)
  
Müzik Felsefesi filozofları Konfüçyüs,(M.Ö.551-478) Pythagoras,(M.Ö 580-500) Sokrates, (M.Ö 470-399) Platon, (M.Ö 428-348) Aristoteles,( M.Ö 384-322) Farabi’den(M.Ö 874-950) I.Kant’a oradan Goethe’ye Hegel’e Shopenhauer’a (1788-1860)  binlerce yıl içinde kulaktan kulağa, kalpten kalbe, ruhtan ruha, zihinden zihine akan müziğin anlamı üzerine felsefi boyutlarıyla düşünsel serüvende okuyucu kendini bir müzik labirentinin içinde buluyor.
Yazan: Gökçe Güneygül
Kitap Edinimi-Satınalma :  0212 243 17 27 Bağlam Yayınları


10 Aralık 2019 Salı




Müzik Felsefesine Giriş

Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi
Editör: Vural Yıldırım
Yazarlar: Tarkan Koç-Vural Yıldırım
6. Baskı  2019

"20. yüzyılın başlarından itibaren teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi, düşünen insanı alternatif bir yaşam arayışına götürmüş ve bu arayış felsefede ereğine ulaşmıştır. Öyle ki, yıllarca insan için lüks bir uğraşı olarak görülmüş olan felsefe, şimdi yaşam için insansal bir korugan olarak anlaşılmış ve yalnız yaşam alanında değil, bilim ve sanat alanlarında da zorunlu bir gereksinme değeri elde etmiştir. Bu anlayış yönelgesinde müzikte ilk önemli yayın, Thedor W. Adorno'nun 'Philosophie der neuen Musik 'Yeni Müziğin Felsefesi)' adlı kitabıyla gerçekleşmiş ve giderek de tüm dünyada yaygınlık kazanmıştır."
İsmail TUNALI

16 Nisan 2019 Salı




Vural Yıldırım-Sanat Sosyolojisi

Editörlüğünü Derya Önder'in yaptığı ve Rahmetli Ömer Naci Soykan'ın derlemeleri iel değişik sanat dallarından kişilerin yazılarından oluşan Sanat Sosyolojisi kitabı Bilge Yayıncılık'tan çıktı.

“Sanat, yaşam tarzının bir ifadesidir. Bu açıdan toplumların sanatlarına baktığımızda, onların nasıl yaşadıklarını yani dünyayı, doğayı, toplumu, insanı nasıl algıladıklarını sanatlarından çıkarıyoruz. Plastik sanatlar olsun, söz sanatları olsun, müzik olsun her türlü sanat ifadesini kendi tarzında, kendi araçlarıyla ortaya koyuyor. Bu tarz, her şeyden önce somuttur. Sanat yapıtı diye bir şey varsa o, gördüğümüz, algıladığımız bir şey olarak somut bir nesnedir, adı ‘soyut sanat’ da olsa. Sanat sosyolojisi, bu somut, algısal şeyin kavramsal olana sosyolojik yöntemlerle çevrilmesidir. Bu da sosyolojik bir kavramlaştırmadır; sanatta algısal olarak ifade edilen şeyin sosyolojik dile çevrilmesi, sosyolojinin kavramlarıyla ifade edilmesidir.”

Prof. Dr. Ömer Naci Soykan

Prof. Dr. Ömer Naci Soykan’ın öğrencileriyle birlikte oluşturduğu bu kitapta müzik, resim, plastik sanatlar, mimarlık, fotoğraf, tiyatro, sinema ve endüstriyel tasarım alanlarında oluşturulmuş kuramsal ve uygulamalı metinlerle toplumbilimsel bir inceleme sunuluyor.

27 Mart 2019 Çarşamba


GELECEK YAPAY ZEKÂ VE MÜZİK
İnsanlığın evrimi hala sürüyor. Geldiğimiz noktada artık organ bağışları, negatif gelecek olgusu vb. tartışmaktan çok yapay zekâya odaklandık. Konunun ciddiyetini bilim insanlarının endişelenmesinden anlamak mümkün. Fakat bilim insanları bu konuda da ortak bir görüşe sahip değiller. Bir grup yapay zekânın gelecekte insanların işlerini kolaylaştırıp, yaşamın kaliteli hale geleceğini ve daha az çalışarak entelektüel ve sosyal faaliyetlere zaman ayrılacağını söylüyor. Diğer bir grup ise yapay zekânın işgücünün sonu olduğu ve bu noktada ciddi sorunlar yaşanacağına dair görüş bildiriyor.
Biz sanatçılar teknolojiden asla korkmadık. Aksine onların nimetlerinden yararlanmanın kolaylıklarını yaşadık. Teknolojik aletler ve teknolojinin kendisi sanatta kullanım amacına göre her zaman ilerlemenin önünü açmıştır. Yine de teknolojiye mesafeli olmanın yararlı olacağını söylemek gerekir. Sanat insana özgü bir edim olması ve doğanın nesnelliğinden yararlanılması, mesafenin neden önemli olduğunu anlamamızı sağlar.
Yapay zekânın geldiği noktada onu kabullenmemizin bir zorunluluk olduğunu yadsımamamız gerekir.  Bu konuda çalışana sanatçıların başında müzisyenler geliyor. Kaldı ki synthesizer, mixer vd. aletlerin naif te olsa yapay zekâ tanımlamasına girmesi mümkündür. Müzisyenler ve teknoloji uzmanları bu konuda oldukça iddialı çalışmalar yapıyorlar. Hatta internette yapay zeka şarkıcılarının albümleri yayınlanmaya başladı bile…
Yapay zekânın varlığı, öncelikle bizlerin gelecek kaygısını beraberinde getirmektedir. Yapay zekâ geleceğin negatif anlam yüklü zaman tanımlaması olarak hafızalarımızda yer etmeye başlamıştır.
Müzik yaşamın diğer alanlarından bağımsız düşünülemez. Toplumda ve doğada var olan tüm değişimler, müziğe de dolaylı-dolaysız olarak yansımaktadır. Müziğin seyri insanlığın seyrine paralel olarak devam etmektedir. Müziğin kadim zamanlardan beri süren yolculuğunda karşılaştığı tüm anlık gelişmeler, ona daima olumlu olarak yansımıştır. Müzikteki krizleri sanatsal üretimlerin kültürel altyapı yoksunluğu ile açıklamaya çalışmak yeterli değildir. Kriz anındaki müzik dinleyicisinin müzikten kopması, mesafeli durması sadece anlık tepkilerin sonucudur. Gelecek kaygısı ve yapay zekâ olgusu müziğin varlığını sorgulamamıza neden olmaktadır. Müzik endüstri ilişkisi bizi içinden çıkılmaz paradigmalara yöneltmektedir. Artık saf müzik sorgulanmakta ve şüphe tüm sanat alanlarını kaplamaktadır.
Onca özel radyolar, müzik programları, yerel yönetimlerin popüler müzik konserleri artık müzik üretimi ve tüketiminin boyutlarını değiştirmiştir. Tüm bu hareketlilik arasında zaman zaman başvurulan klasik müzik, kendini popüler olanın arasında kaybetmeye başlamıştır. Klasik müzik ve/veya sanat müziği alanında olanlar kendi varlıklarının zeminindeki popülerden ötürü oluşan erozyona maruz kalmaktadır. Her müzik eseri kendi geleceğini belirlemekle yükümlüdür. Hangi tür olursa olsun, müziğin ilk başlangıç sesi hep, ilahi bir karakter taşır. İşte bu ilahi karakterin süresi onun geçmiş-gelecek arasındaki bağlantısını geleceğe taşır. Geleceğe yönelen müzik, endüstri kanalıyla ticari karaktere bürünerek sanat olma özelliğinden çıkar. Kitlelere ulaşma amacı artık sanat değil, tüketim zihniyetidir. Bestecilerin belki de içinden çıkılması zor ironisidir bu durum.
Geleceğin şekillendiği günümüzde, değer yargılarının ve kriterlerin yavaş yavaş flulaşması kaçınılmazdır. Besteciler geçmişten aldıkları birikim ve değer yargılarını bağımsız olarak özümsemesinin artık mümkün olmadığını görüyoruz. Geçmişim izleri geleceğin yaratılmasında yeterli olmamaktadır. Müzikal yapının klasik anlamdaki yapı bozumu daha 19. Yüz yılsonlarında kırılmaya başlamıştı. Yapay zekâ ve diğer etmenler bu kırılmanın artık devasa boyutlara dönüşmesini sağladı. Müzik ve tüm sanat dallarında yaşanan deprem, insanlığın bilinç düzeyindeki sıçramaların mesafelerini genişletmiştir.
Yapay zekâ, gelecek ve müzik üçgenindeki sorgulamaları ontolojik boyuttan soyutlamak mümkün değildir. Müzik artık kendi geleneğinden beslenerek varlığını bilinç ekseninde yaratmaktan yoksun kalma noktasına gelmiştir.








6 Ocak 2019 Pazar





İslam, Alevilik ve Müzik-Ayhan Erol


Editör: Vural Yıldırım
Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi

Bu kitabın içinde yer alan bütün yazıların ya da tek bir makalenin hatta bir makale içindeki kimi argümanların okurların deneyimini farklı açılardan besleyeceğini söyleyebilirim. Kanımca bunun nedeni günümüzde kullandığımız her türlü mal ve hizmetin, aslında hem “üretim” hem de “tüketim” açısından bir hegemonya süreci çıktısı olması. Dolayısıyla, disipliner bir bilgi üretme etkinliği içinden hareketle ancak interdisipliner katkı arayışlarımın da semeresini yeterince gördüğümü düşünerek gerçekleştirmeye çalıştığım bu “ürün” de öyle. Yani bir taraftan “rıza” gösterilen diğer yandan “direnme” noktaları bulunan bir “metin” bu. Başka bir deyişle ben de cümlelerimi kurarken, tek bir kelime ile ilişkili saatlerce düşünürken, bir başka metinden alıntı yaparken ya da bir gözlem ya da görüşmenin notlarını aktarırken aynı hegemonya sürecini tekrar tekrar deneyimlediğimi farkettim. Yani çoğu kez, alıntılamam ya da aktarmam gereken argümanları bir rıza ve direnme eleğinden geçirdiğimi tecrübe ettim. Kitabın kimi bölümlerinin bazı okuyuculara kimi bölümlerinin ise bir başka okuyucu profiline daha ilgi çekici, yararlı, tatmin edici vb. gelecek olması bundan.
AYHAN EROL


19 Ekim 2018 Cuma




EDEBİYATIN KUŞATTIĞI MÜZİK

Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisinin düzenlediği "Edebiyatın Kuşattığı Müzik" söyleşisi 
37. Uluslararası Kitap Fuarı, Büyükada salonunda.

Müziğin her dönem edebiyatın tüm alanlarıyla olan ilişkisinin sorgulandığı söyleşiye, Doç. Nihan Atalay, Doç. Dr. Seyit Yöre, Müzikbilimleri Dizi editörü Vural Yıldırım, Şan-dublaj sanatçısı Tarkan Koç, Müzisyen-Programcı Ali Pınar katılıyor.

Saat: 17.00 - 18.00
Tarih:18.11.2018







24 Eylül 2018 Pazartesi



Contemporary İstanbul

20-23 Eylül tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi yine sanat açısından ciddi bir yoğunluk yaşadı.
Avrupa'nın ve Ülkemizin birbirinden önemli ve köklü galerilerinin sanatçılarıyla katıldıkları fuar, sanat açısından yeni bakış açılarına imza attı.
Sanat akımlarının birbiri ile harmanlandığı eserlerin yanı sıra, klasik ve çağdaş eserlerin sanatseverle buluştuğu fuarın aynı zamanda bir okul-atölye niteliğinde olduğunu da kabul etmeliyiz.




MÜZİK FELSEFESİNE GİRİŞ VURAL YILDIRIM/ TARKAN KOÇ BAĞLAM YAYINLARI 6.BASKI 2019 Kitap İçeriği : 112 sayfa Ön kapak: ...