DEĞİRMENDERE'DE SANAT
Gündelik yaşamda kültürel
konulara değinilirken sıkça duyduğumuz “coğrafya kaderdir” sözü ne kadar
gerçeği yansıtır? İbn Haldȗn’a ait olduğu düşünülen bu sözün söyleyenden çok
içeriğini irdelemek önemlidir. Coğrafyanın kader olduğunu düşünerek, yaşam
perspektifimizi belirlemek ve bu anlamda pozitif imtiyazlı olduğumuzu düşünmek
aslında sosyolojik olarak pasif bir kabulleniştir. Coğrafya insan için elbette
önemlidir. Fakat Kültürel anlamda toplum ve zihin bağlamında farklı
parametreleri yadsımak doğru değildir. Kültürün tanımında mekân, tarihi
derinlik ne kadar ola da, sonuçta akışkanlık ve etkileşim durumları konunun
odak noktasındadır.
Biyo-fiziksel mekân kültüre
kaynaklık etmektedir. Kültür, coğrafyadan bağımsız düşünülemez. Kentlerin
kültürel alt yapısında içinde bulunduğu alan her anlamda denge açısından
belirleyicidir. Değirmendere bu konuda göz ardı edilmiş önemli “kent” odaklı kültürel
zenginliği olan bir yerleşim alanıdır. Tarihi derinliği kaynaklara bakıldığında
Roma ve Bizans’ı işaret eder. Yapılan çalışmalarda Değirmendere çevresinde Roma
ve Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmuştur. Ayazma, lahit, kilise, hamam vd.
arkeolojik bulgular bunlardan sadece bazılarıdır.
Tarihi derinliği eskilere
dayanan Değirmendere’nin kültürel zenginliği çevresine göre daha farklıdır.
Geçmişten beri bir merkezi bölge olması Değirmendere’yi özel kılan nedenlerden
birisidir. Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilanından sonra da Değirmendere özel
konumunu koruyarak gelişimini sürdürmüştür.
Kültürel anlamda 19. Yüz
yıldan beri ciddi çalışmalar yapılmıştır. Camiler hamamlar ve meşhur fındık
ürünü ve beraberinde festivaller. Değirmendere fındığı ve fındık festivali,
dünyada ilk açık hava ahşap müzesi festivali ve sempozyumu. Tüm bunlar
Değirmendere ve çevresine kültürel anlamda katkı sağladığı etkinliklerdir.
Yerel yönetimlerin sosyal
sorumluluk etkinlikleri ve kültüre verdikleri bu değer, çevre belediyeler açısından
da önemlidir. 2008-2009 yılı itibarıyla belediye vasfını kaybederek Gölcük ile
birleşen Değirmendere kendi bağımsız çalışmalarını bitirmese de, belirli bir
ivme kaybetmiştir. Günümüzde Değirmendere’de yeniden canlanmaya başlayan
etkinlikler, müzik, resim, el sanatları, edebiyat vb. çalışmalar kültürel
farkındalık açısından dikkat çekicidir. Değirmendere’de varlığını sürdüren ve
kökenleri tarihin derinliklerinde olan sanat nüveleri yeniden çeşitli
platformlarda etkinlik ve eğitim ile canlanmaktadır. Müzisyenler, müzik
eğitimcileri, edebiyatçılar ve sanat mekânları günden güne artmaktadır. Servet-i
Fünun Dergisi sahibi Ahmed İhsan Bey Değirmendere’de yaşadı ve hayata gözlerini
yumdu. Halide Edip Yeni Turan
romanında Değirmendere’yi imrenerek anlatır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Eşkıya İninde adlı romanı
Değirmendere’de geçer. Değirmendere’nin yeniden kültürel yaşamının canlanması
için çalışan aydınlarımıza teşekkür ediyoruz.

Yorumlar
Yorum Gönder