BEETHOVEN
VE FELSEFİ SÖYLEM
Klasik Müzik değince akla belli
başlı isimler ve eserler gelir. Bu durum aslında klasik alanda da “popüler”
kültürün izlerini görmek açısından önemlidir. Klasik müziği tanımlarken ortaya
çıkan görüş ayrılıkları onun antropolojik zeminden uzak subjektif değerlendirilmesinden kaynaklanır. Bu müziği;
Avrupa kökenli yazılı nota kültürüne dayanan ve gelişerek günümüze ulaşan
“sanat” müziği olarak tanımlamak kimseyi rahatsız etmeyecektir. Elbette klasik
müzik genel ve dönem olarak iki kavrama işaret eder. Bir başka değişle
Rönesans’tan Modern ve sonrasına uzanan bir süreç ve 18. 19. Yüz yıl arasında
kendini gösteren özel müzikal form…
Klasik kavramının özellikle kullanılmasında
önemli etken, yüzyıllar içinde varlığını kendini geliştirerek sürdürmesi diye
tanımlayabiliriz. Bu arada klasik müzik deyince ilk akla gelen isimler; Bach,
Mozart, Haydn ve Beethoven’dır. Bu isimler duyulduğunda Avrupa’da ortaya çıkan
ve tüm dünyada bilinen klasik müziğe bir başka değişle “tonal” müziğe gönderme
yapılır. Yazımızın konusu bu müziğin yapısal özellikleri olmadığından şimdilik
detaylara girmeyelim.
Fakat okurlarımız şunu bilmeliler
ki, her müziğin toplumsal temelleri olduğu kadar felsefi derinliği de vardır.
Bu anlamda Ludwig Van Beethoven’nı anlamak, klasik müziği ontolojik bağlamda
sağlam zemine oturtmak demektir. Beethoven’ın müziği ve felsefe arasındaki
ilişki düşünceden ziyade bir çağın müzikal ruha bürünmüş halidir. Aydınlanma
çağı ve/veya rasyonellik, Romantizm ve/veya bireysellik arasında senkronik bir
bağ kurmuştur Beethoven. Daha ileri bir söylemle Beethoven müziği ile felsefe
yapma yolunu seçmiştir.
Beethoven’ın 9. Senfonisi klasik müzik tarihinde kırılma noktası olarak kabul
edilir. 9. Senfoni (Op. 125, Re minör) sadece müzikal bir yapıt değil, aynı
zamanda hümanist bir “manifesto”dur. Onu özel kılan nedenlerden birisi, müzik
tarihinde insan sesinin senfonide ilk kullanılmasıdır. Müziğin kelimelere
dökülemeyecek kadar güçlü olduğunu düşündüğü noktada, Friedrich Schiller’in Neşeye Övgü şiirini kullanmıştır.
Besteleme sürecinde duyma yetisi tamamen koybolmuştur. Yapıtın seslendirilmesinden
sonra çılgınca alkışları duyamamış sahnede seyircinin coşkusunu izlemek zorunda
kalmıştır. Dört bölümden oluşan eser, 65 ila 75 dakika sürer. Sürenin aralığı
şefin temposuna göre değişkenlik göstermektedir. Standart CD kayıtlarında 74 dakika
olarak belirlenmiştir. Cd standart süresinin 9. Senfoniye göre belirlendiği
söylenir. 1985 yılından beri eserin ana teması Avrupa Birliği Marşı olarak kullanılmaktadır. Yapıt klasik müzik
form sınırlarını zorlayan ve bu alanda yeniliğe açılan bir eşik görevi
üstlenmesiyle de teknik açıdan dikkat çekicidir. Yapısal açıdan incelendiğinde,
bölümler arası geçişlerdeki armonik ve dinamik yoğunluk tam bir tasarım
harikasıdır. Beethoven aslında bu eserinde insanlığın karanlıktan aydınlığa
çıkışının “Yolculuğu”nu anlatır. Senfoni, felsefi ve sosyolojik temelde,
Fransız İhtilali’nin müzikal ifadesidir. Yapıtta yer alan koral bölümdeki sözler,
Ütopik sınıfsız toplum ve hümanist mesajları vurgular. Senfoniyle birlikte
klasik müzik saraylardan çıkarak kitleselleşme sürecine girer. Bir başka
değişle klasik müzik sadece seçkinlerin değil, tüm insanlığın ortak paylaşım ve
estetik beğenisine sunuldu. Senfoni seslendirildiği andan itibaren sosyolojik
düzlemde zemin buldu. Tarih boyunca farklı düşünceler, politik görüşler
tarafından sahiplenildi. Nazi Almanyası’nda “üstün ırk”ı simgelemek amacıyla
kullanıldı. Berlin duvarının yıkıldığı dönemde, Leonard Berstein yönetiminde
iki bölgenin birleşmesini simgeleyen marş oldu. Bestelendiği tarih itibariyle
senfoni, insanlığın kardeşliğin ortak mirası olarak simgeleşti. Müzik tarihinde
en çok yorumlanan eserler arasında yer aldı. Halen seslendirilmeye devam
etmektedir. Beethoven’ı anlamak için Avrupa tarihini, felsefe ve sosyolojik
açıdan anlamak ve bu doğrultuda yapıtlarını dinlemek önemlidir. Beethoven’ın
senfonilerini dinlemek ve her senfonide bulunan müzikal, estetik içerikleri
hermeneutik perspektif ile ilişkilendirmek önemlidir. Beethoven senfonilerini
dinlemek, Immanuel Kant, Georg Wilhelm Friedrich hegel, Arthur Schopenhauer
okumak, Avrupa tarihinin derinliklerinde bulunan ızdırabı keşfetmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder