MÜZİK
VE ŞİİR ÜSTÜNE ONTOLOJİK PASAJLAR
Sanat
alanlarının semiyotik ve sembolik ifade biçimleri özellikle şair ve müzisyenler
için vazgeçilmezdir. Bu anlamda yapılan çalışmalar müzik ve şiir
birlikteliğinde yeni boyutlar kazanmaktadır. Antik Yunan’dan günümüze kadar iki
alanın serüveni “Lir” eşliğinde söylenen şarkılardan çok sesli korallere kadar
önemli bir ilişki geliştirmiştir. Şiir müzikal dil, müzik ise sözün
yetersizliğine çare bir eylem alanı…
Mallarmé için şair aynı zamanda bir
orkestra şefidir.
Her
iki alanın temel özelliği kanımca ritimdir. Senkoplardan hece ve/veya serbest
“vezine uzanan köprü. Ritmin şiirdeki yansıması şairin ustalığının göstergesidir.
Müzik ritminin şiirde yaşam bulması oldukça zor bir durumdur. Lirik kelimesi
ismini telli çalgı “Lir”den alır. Antik dünyada şiir, çalgıya eşlik için
yazılırdı. Trubadur geleneğinde ise şiir müziksiz düşünülemezdi. Romantik dönem
şiirin Schubert ile yeniden yaşam bulması ve lied sanatının yükselişi.
Sembolizm akımı Stéphane Mallarmé,
Charles Baudelaire, Paul Verleine ve Arthur Rimbaud dönemi. Stéphane
Mallarmé’nin şiirlerindeki sözdizimi, “muğlak” ifadeler ve zorlayıcı imgeler
nedeniyle edebiyat dünyasında dikkatleri üstüne topladı. Şiirde kullanılan harf
ve heceler aslında frekans olarak düşünülür. Sert sessizlerin yoğun olduğu şiir
“Staccato”, açık ünlülerin yoğun olduğu şiirler “legato” etkisi (tını) algısına
neden olabilir. Paul Verlaine, “müzik, her şeyden önce müzik” sözüyle müzikal
tınıyı yakalamanın heyecanını vurgular. Böylece müzik ve şiir arasındaki
sınırlar ruhsal titreşimi yakalamanın yollarından birine dönüşür. Bir başka
değişle şiiri okumak, seslerden oluşan orkestrasyonun uyumunu yaşamak ile aynı
ruhsal yolculuktur. Mallarmé için şair aynı zamanda bir orkestra şefidir. Müzik
bu noktada duyguları herhangi bir somut nesneye gereksinim duymadan
anlatan/aktaran sanattır. Bu anlamda şiirin dili müziğin diliyle paralel
olmalıdır.
Mallarmé’nin
en önemli yapıtlarından olan “Bir Zar Atımı Asla Rastlantıyı Ortadan Kaldırmaz”
şiiri, görsel açıdan partisyonu andırır. Şiirdeki farklı yazı boyutları, büyük
ve küçük harfler, geniş boşluklar bir müzik kompozisyonu etkisine göndermeler
ile kurgulanmıştır. Sayfa üzerinde kelimelerle yaratılan kompozisyon, okuru
yönlendirici bir etki yaratır. Bu kurgusal çok
katmanlı yapıt, Maurice Ravel ve Pierre Boulez gibi önemli müzikal
dehaları etkilemiştir.
Aslında müzik ve şiirdeki tınılar
senkronik bir algı yaratmaktadır. Bu noktada Bach’ın yapıtları sembolik ve
ezoterik bir çalışma alanı oluşturur.
Mallarmé
ve müzik birlikteliğinde, Claude Debussy’i anmamak olmaz. Bu iki sanayçının
ortak kesişme noktası “Bir faun’un Öğleden Sonrası” adlı şiirdir. 1876
tarihinde Mallarmé tarafından yazılan şiir, Debussy’e ilham vermiş ve besteci
bu şiirden yola çıkarak aynı isinde orkestra eserini bestelemiştir. Bu muhteşem
yapıt tını ve geleneksel kalıpları sarsan yapısıyla, modern müziğin başlangıcı
olarak kabul edilir.
Sembolizm,
aslında Realizm ve Parnas ekolüne karşı tepkiden doğmuştur. Realiteden ziyade
insanın iç dünyasını simgelerle anlatma sanatıdır. Edebiyat ve müzikte çok
güçlü bir zemin bulmuştur. Fransa’da 19. Yüzyıl sonuna doğru başlayan bu akımın
izlerini Bach’ın kontrpuanlarından Debussy’nin eserlerinde, Hatta Requem formlarına
kadar geniş bir alanda görmek mümkün. Sembolizmde, “mimemis” kavramı terk
edilerek, dinleyicide hislerin oluşması ve bunların yaşanması hedeflenir.
Aslında müzik ve şiirdeki tınılar senkronik bir algı yaratmaktadır. Bu noktada
Bach’ın yapıtları sembolik ve ezoterik bir çalışma alanı oluşturur. Claude
Debussy müziği semboller açısından ustaca kullanan bestecilerdendir. Requem
belki de sembolik alan çalışmalarında önemli bir literatür olarak karşımızda
durur. Mallarmé, sözleri bir kompozitörün notaları kullandığı gibi kullanarak
dilde, melodi ve tını hissi yaratmayı hedefleyerek çalışmıştır. Düşüncesini
yaşama geçirmek için geleneksel şiir kalıplarına yüklenen anlamlardan
kurtulmuştur. Çünkü kelimeler yetersiz de olsa doğrudan anlatma yolunu seçerek,
his ve çağırışımı engelliyordu. Müzik ise bu noktada onun yapmak istediklerinin
en özel araçlarındandı.Sesler melodik olara sözcüklerden daha güçlü anlamlar
yakalıyordu. Kelimelerin yan yana gelmesi bir anlam çıkarsa da, aslında fonetik
yapının gücünü yakalamak daha heyecan verici ve çılgıncaydı. Böylece şiir
okunduğunda yarattığı fonotik etki ruhun derinliklerine işleyebiliyordu.
Mallarmé
ünlü besteci Richard Wagner’in “Bütünsel Sanat Eseri” (Gesamtkunswerk)
kavramından etkilenmiştir. Kendisi de tıpkı Wagner gibi edebiyatta tüm duyuları
kapsayacak ritüelimsi ve ezoterik etki yaratacak “kitap” (Le Livre) meydana
getirme taslaklarına başlamıştır.
Günümüzde
Mallarmé okumak “mekansız” bir zamanda orkestranın seslerini yaşama geçirmeye
benzer. Mallarmé şiirlerinde kelimelere yüklenen anlamın ötesinde, kulağımızda
çınlayan melodilere odaklanmalıyız. Aslında Mallarmé kelimeleri yazdığı kâğıdı,
müzikal bir çalgıya dönüştürme becerisine sahip yegâne şairdir. Yazımızı
Erdoğan Alkan çevirisiyle Selam adlı şiiriyle noktalayalım.
Selam
Yalnızca kadehtir bunlar
Bu köpük, bu erden dize;
Denizkızları denize
Dalmış, fır fır dönüyorlar.
Kara kış ve yıldırımlar,
Eş, dost, arkadaş biz bize
Mavi sulara, denize
Yelken açtık. Ey dalgalar!
Çöktü üstüme esriklik
Gemi nice sallansa da
Bu selamı uzaklara.
Götüreceğim ben dimdik!
Yalnızlık, kayalar, yıldız.
Ak hüzünlü tuvalimiz.
Yorumlar
Yorum Gönder