Ana içeriğe atla
MÜZİKOLOJİ  SORUNLARI

Müzikoloji denince anlaşılması gerekenin ne olduğu, geçmiş ile değerlendirilmelidir. Geçmiş, aynı zamanda objektif bir tarih demektir. Müzikoloji tarihini kavramak, günümüzde onun ne olduğu ve olmadığı konusundaki sorulara en iyi yanıttır.

Müzikoloji, müzik bilimleri, müzikbilim,etnomüzikoloj, vb isimler aslında müziğin "oloji" alanında tanımlanması,anlamlandırılması gibi çalışmalara göndermelerde bulunur.

Müzik hakkındaki çalışmalar insanın müzik ile tanışmasıyla beraber başlamıştır diyebiliriz. Bir başka değişle müzikoloji kadim zamanlardan beri varolan olguyu araştırma alanı olarak belirler.

Müzikoloji çalışmaları farklı boyutlarda kendini göstermektedir. gelişen sosyalbilim disiplinleri ile de paralellik gösterir ve sosyoloji, felsefe vb alanlardan da yararlanır.

Müzikoloji alanında çalışmak, eğitim almak gibi ürkütücü karar aslında ciddi olarak bir risktir. Bunun temel nedeni günümüze kadar varolan çalışmaların devasa boyutlarda olması ve müzik-kültür alanını iyi kavrama konusundaki kısırlığımızdır.

Yukarıdaki nedenlerden ötürü müzikbilim alanında eğitim almak ve/veya vermek önemli bir sorumluluk ister. Hal böyle iken müzikoloji bölümlerine baktığımızda durumun içler acısı olduğunu görürüz. Ders programları ve içeriklerinin tutarsızlığı, yeterli donanımlı akademisyenin olmaması ve bu alandaki yayın sıkıntısı, müzikoloji eğitiminin ne kadar sorunlu olduğunun göstergesidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

        Müzik ve Edebiyat İlişkisi Müziğin edebiyat ile ilişkisini irdelemeden önce, aslında sanatın kendi içinde ciddi olarak yapısal bir bağlantı ağı olduğunu söylemeliyiz. Her sanat alanı kendini bir başka sanat alanı ile besler. Sanatın kendi içindeki ilişkisini hiyerarşik olarak da ayırmak mümkündür. Gerçi bu ilişkinin hiyerarşisi nereden baktığınıza göre değişir. Arthur Schopenhauer müziği sanat hiyerarşisinde en üste koyar. Ona göre müzik ontolojik olarak katarsis görevi üstlenmiştir. Schopenhauer’e göre müzik önem ve değer açısından diğer sanat dallarını aşar. Çünkü müziğin yapısal özelliği, metafizik bir karakter taşır. Bir filozof olarak Schopenhauer müziğe diğer sanat dallarından daha fazla önem verir. Kendisi de her fırsatta flüt çalarak ruhunu dinlendirme egzersizleri yapar. Sanat dalları ilişkilerinde, resim-müzik, sinema-resim, edebiyat-tarih ve benzeri bağlantılar yapmak pekâlâ mümkündür. Müziğin her alanla çok rahat olarak bağlantılı olduğunu söyleye...
 YAZMA SANATI EDEBİYATIN ÖTESİNDE BİR EYLEMDİR. Yazma sanatı ki biz ona genelde edebiyat diyoruz, daima müziğin gölgesinde varlık göstermiştir. Bu tezimize edebiyat alanında çalışanlar karşı çıkacaklardır. O zaman operayı, müzikalleri ve sadece Proust’u hatırlatmak yeterli olacaktır. Aynı zamanda müziğin edebiyat gibi kurmaca bir sanat alanı olduğunu savunanların karşısındayım. Edebiyat müziğe göre daha sınırlı metaforlar içinde hareket etmesine rağmen, müziğin sınırsız malzeme kaynağı besteciye özgürlük alanı sağlar. Müzik doğanın insana özgür hissettirebileceği belki de tek alandır. André Gide çalışması olan Chopin Üzerine Notlar adlı çalışma müzisyenlerin mutlaka okuması gereken kitaplar arasındadır. Kelimeler zihnimizi sınırlarken, ses ve sessizlik yapıt çerçevesinin sınırlarını kaldırır. Bu nedenle edebiyat literatürü müziğin engin denizlerine yelken açan yazarlarla doludur. Antik Yunandan zamanımıza uzanan edebiyat müzik birlikteliğinin zamanla ayrıştığı ve kendi çerçevelerin...
  MÜZİK VE DİSTOPYA   Neandertal, Homo Sapiens insanının yeryüzü macerasının günümüze uzantıları şaşırtıcı derecede hızlı ilerliyor. Bundan binlerce yıl önce varlıklarıyla dünya kültürünün temellerini atan bu insanlar, artık bizlerin hayal bile edemeyeceği yaşam becerileriyle flulaşmaktadırlar. Bizler arkeolojik verilerle antropolojik çıkarımlar yaparak o döneme ait yaşam biçimlerini yeniden inşa ediyoruz… Müzik insan kadar masum. Felsefi anlamda belki de insandan daha masum. Bunun doğruluğu üzerine sayfalarca yazılabilir, saatlerce konuşulabilir. İnsana dair ne varsa müzikte var. Başlangıçta ürettiğimiz müzik ile bu gün arasında ciddi farklılıklar var. Bu bir gelişme midir? Yoksa gittiğimiz yönün gereklilikleri midir? Bilinmez… Thomas More’un ütopya tasviri, Pieter Bruegel’in Babil Kulesi,   Maleviç’in tabloları, Emre Lüle’nin eserleri ve mimari yapıdaki avangard perspektiften beslenen distopik çalışmalar, müzikal kompozisyonların tınılarıyla paralellik göster...