Ana içeriğe atla
SANATIN SINIFLARI BEYLİKDÜZÜ’NDE AÇILACAK
289
haber
Beylikdüzü Belediyesi’nin bugüne kadar ilk kez düzenlediği Performans ve Etkinlik Sınıfları sayesinde sanatı ileri düzeyde öğrenmek ve icra etmek isteyenler, iki yıl sürecek uzun soluklu bir eğitim alacaklar. Oluşturulacak sınıflara ise öğrenciler akademik kurul önünde yapılacak sınav sonucu kazandıkları başarı durumuna göre alınacak. Beylikdüzü Kültür Merkezi’nde yapılacak seçmeler için kayıtlar 8 Eylül -19 Eylül tarihleri arasında devam edecek. Seçmeler ise BKM’de 20 Eylül Cumartesi günü Saat 10:00’da yapılacak.
Beylikdüzü Belediyesi Kültür Müdürlüğü, sanatın çeşitli dallarında eğitim almak ve özellikle üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi seçecek gençlere iyi bir zemin oluşturmak amacıyla Performans ve Etkinlik Sınıfları açıyor. Beylikdüzü Belediyesi’nde ilk kez açılacak bu sınıflarda Gitar, Piyano, Keman, Bağlama branşlarında; Orkestra, Çalgı Eğitimi, Müzik Tarihi, Solfej ve Koro dersleri verilecek.Eğitimler iki yıl boyunca sürecek.

Genel Yetenek Düzeyine Bakılacak

Oluşturulan söz konusu sınıflara ise öğrenciler akademik kurul tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olmaları kaydıyla alınacak. Genel yetenek düzeyinin arandığı seçmelere başvuran öğrencilerin belirli bir ilgi ve beceri düzeylerinin olmasına dikkat edilecek. Seçmeler için kayıt tarihi 8-19 Eylül tarihlerinde hafta içi Saat 09:00-16:00 arasında gerçekleşecek.

Eğitim 2 Yıl Boyunca Sürecek

Performans ve Etkinlik Sınıfları için eğitim süresi 2 yıl boyunca sürecek ve hafta sonu olacak. Eğitimler üçer aylık kurlar halinde yapılacak ve her kur sonunda yeterlilik sınavı gerçekleştirilecek, sonrasında ise kayıt yenileme yapılacak.Başarılı olanlara kurs sonunda katılım belgesi verilecek. Detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 0212 872 28 00 NO’lu telefonu arayabilirler. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  SAVAŞIN SUSTURAMADIĞI SANAT: MÜZİK Müziğin tarihine baktığımızda insan yaşamının tüm gizemli yanını ve realitesini görmemiz mümkündür. Hüzün, acı, sevinç, neşe vd. insana dair ne varsa müziğin yapısal özellikleri olarak düşünebiliriz. Aslında müziği “seslerin estetik biçimi” vb. tanımlarla sınırlamanın doğru olmadığını her geçen gün daha iyi anlamak mümkün. Müzik sadece ses değil aynı zamanda “sessizlik” üzerinde temellenen bir söylem üretir. Sadece seslerle örülü dünyanın tek renkli bir görsellik gibi sıradan olması kaçınılmazdır. Seslerin dansı, sessizliğin içinde anlam kazanır. Tüm bunlar bize müziğin “susturulamayacağını” anlatmak için yeterlidir. Tarihin her döneminde savaş ve müzik kavramlarının yollarının kesiştiğine tanık oluruz. Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal etmesi tüm dünyada geniş yankılar uyandırmıştır. Bu arada Polonya radyosu Varşova’nın bombalandığını duyurur. Kararlılıkla ve inatla yayınlarına devam eder. Dönemin piyanistlerinden Władysław Szpilman, ra...
  MÜZİK VE DİSTOPYA   Neandertal, Homo Sapiens insanının yeryüzü macerasının günümüze uzantıları şaşırtıcı derecede hızlı ilerliyor. Bundan binlerce yıl önce varlıklarıyla dünya kültürünün temellerini atan bu insanlar, artık bizlerin hayal bile edemeyeceği yaşam becerileriyle flulaşmaktadırlar. Bizler arkeolojik verilerle antropolojik çıkarımlar yaparak o döneme ait yaşam biçimlerini yeniden inşa ediyoruz… Müzik insan kadar masum. Felsefi anlamda belki de insandan daha masum. Bunun doğruluğu üzerine sayfalarca yazılabilir, saatlerce konuşulabilir. İnsana dair ne varsa müzikte var. Başlangıçta ürettiğimiz müzik ile bu gün arasında ciddi farklılıklar var. Bu bir gelişme midir? Yoksa gittiğimiz yönün gereklilikleri midir? Bilinmez… Thomas More’un ütopya tasviri, Pieter Bruegel’in Babil Kulesi,   Maleviç’in tabloları, Emre Lüle’nin eserleri ve mimari yapıdaki avangard perspektiften beslenen distopik çalışmalar, müzikal kompozisyonların tınılarıyla paralellik göster...
        Müzik ve Edebiyat İlişkisi Müziğin edebiyat ile ilişkisini irdelemeden önce, aslında sanatın kendi içinde ciddi olarak yapısal bir bağlantı ağı olduğunu söylemeliyiz. Her sanat alanı kendini bir başka sanat alanı ile besler. Sanatın kendi içindeki ilişkisini hiyerarşik olarak da ayırmak mümkündür. Gerçi bu ilişkinin hiyerarşisi nereden baktığınıza göre değişir. Arthur Schopenhauer müziği sanat hiyerarşisinde en üste koyar. Ona göre müzik ontolojik olarak katarsis görevi üstlenmiştir. Schopenhauer’e göre müzik önem ve değer açısından diğer sanat dallarını aşar. Çünkü müziğin yapısal özelliği, metafizik bir karakter taşır. Bir filozof olarak Schopenhauer müziğe diğer sanat dallarından daha fazla önem verir. Kendisi de her fırsatta flüt çalarak ruhunu dinlendirme egzersizleri yapar. Sanat dalları ilişkilerinde, resim-müzik, sinema-resim, edebiyat-tarih ve benzeri bağlantılar yapmak pekâlâ mümkündür. Müziğin her alanla çok rahat olarak bağlantılı olduğunu söyleye...