Ana içeriğe atla
ESRA  BİLO SERGİ

Esra Bilo’nun “Mutluluk Resimleri” isimli sergisi 3 – 17 Mayıs 2014 tarihleri arasında Art Point Gallery’de sanat severlerle buluşacaktır. Esra Bilo sergide sergide yer alacak resimleriyle ilgili şunları söylüyor:
“Çağımızda doğadaki görüntülerle yetinmiyor,onlara yeni ve farklı anlamlar yüklemeye çalışıyoruz.Yıkıp yaparak ve tekrar bozarak.Geri dönüşlerden dahi asla korkmamamız gerekiyor…
Mutluluk resimleri olarak adlandırdığım bu dönemimi biçim ve renk üzerine kurguladım.Güler yüzlü ve mutlu resimler…Sabırlı bir kişi olmama rağmen bu resimleri büyük bir sabırsızlıkla,çok hızlı ve duygusal bir yoğunluk içinde hazırladım…”
Evet gerçekten de Esra Bilo resmi  çok renkli kimlik içerisinde bir özgüven duygusu  özelliği de gösteren renk ve form anlayışına sahiptir.
Bilo’nun soyut dünyası aynı zamanda çok renkçi,cıvıl cıvıl bir olgu çerçevesinde şekillenir.Eleştirmen Ümit Gezgin,onun resimlerini çözümlerken,şunları söylemiştir: “Esra Bilo kendi resmini yapıyor.Bu resim alabildiğine soyut olduğu kadar,aynı zamanda kendini çözümleyen ve özgün bir yapı dahilinde yeniye açık bir tutum sergileyen resimlerdir…”
Büyük ebatlı resimler renk düzeni şeklinde sükunetin gerçekliği iddiasında ortaya çıkmıştır. Burada sıcak-soğuk renk değerleriyle,bu renk değerlerinin oluşturcağı biçim katmanlarını sanatçı çoğu kere ekspresif bir tutumla oluşturmuştur. Sanatçının psikolojik bir düzen dahilinde spontane gelişen yapılar kurguladığını gözlemleriz..Bu sergide yer alan resimler büyük ebatlarda tuval üzerine yağlıboya tekniği ile yapılmış, 2013 yılına ait bir seçkidir....



Art Point Gallery & Müzayede
Ahmet Fetgari Sokak,Tamar Apt. No:12\3
Teşvikiye – İstanbul

Tel: 0212 260 97 05

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  MÜZİK VE DİSTOPYA   Neandertal, Homo Sapiens insanının yeryüzü macerasının günümüze uzantıları şaşırtıcı derecede hızlı ilerliyor. Bundan binlerce yıl önce varlıklarıyla dünya kültürünün temellerini atan bu insanlar, artık bizlerin hayal bile edemeyeceği yaşam becerileriyle flulaşmaktadırlar. Bizler arkeolojik verilerle antropolojik çıkarımlar yaparak o döneme ait yaşam biçimlerini yeniden inşa ediyoruz… Müzik insan kadar masum. Felsefi anlamda belki de insandan daha masum. Bunun doğruluğu üzerine sayfalarca yazılabilir, saatlerce konuşulabilir. İnsana dair ne varsa müzikte var. Başlangıçta ürettiğimiz müzik ile bu gün arasında ciddi farklılıklar var. Bu bir gelişme midir? Yoksa gittiğimiz yönün gereklilikleri midir? Bilinmez… Thomas More’un ütopya tasviri, Pieter Bruegel’in Babil Kulesi,   Maleviç’in tabloları, Emre Lüle’nin eserleri ve mimari yapıdaki avangard perspektiften beslenen distopik çalışmalar, müzikal kompozisyonların tınılarıyla paralellik göster...
        Müzik ve Edebiyat İlişkisi Müziğin edebiyat ile ilişkisini irdelemeden önce, aslında sanatın kendi içinde ciddi olarak yapısal bir bağlantı ağı olduğunu söylemeliyiz. Her sanat alanı kendini bir başka sanat alanı ile besler. Sanatın kendi içindeki ilişkisini hiyerarşik olarak da ayırmak mümkündür. Gerçi bu ilişkinin hiyerarşisi nereden baktığınıza göre değişir. Arthur Schopenhauer müziği sanat hiyerarşisinde en üste koyar. Ona göre müzik ontolojik olarak katarsis görevi üstlenmiştir. Schopenhauer’e göre müzik önem ve değer açısından diğer sanat dallarını aşar. Çünkü müziğin yapısal özelliği, metafizik bir karakter taşır. Bir filozof olarak Schopenhauer müziğe diğer sanat dallarından daha fazla önem verir. Kendisi de her fırsatta flüt çalarak ruhunu dinlendirme egzersizleri yapar. Sanat dalları ilişkilerinde, resim-müzik, sinema-resim, edebiyat-tarih ve benzeri bağlantılar yapmak pekâlâ mümkündür. Müziğin her alanla çok rahat olarak bağlantılı olduğunu söyleye...
  BİRLEŞİK DUYULAR VE MÜZİK Tarih boyunca insanlığın nörolojik eylemleri ve sonuçları üzerine araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar derinleştikçe beynimizin nasıl çalıştığına dair önemli sonuçlar elde edilmiştir. Tüm bunlara rağmen beynimizdeki hareketlilik gizemini korumaktadır. Müzik bu noktada ele almamız gereken önemli bir alandır. 1812 yılında Georg Tobias Ludwig Sachs, doktora tez çalışmasında “renkli fikirler”den söz eder. Tezi önceki çalışmalara göre Sinestezi alanında kabul gören ilk kuramsal çalışmalardandır. Bilim dünyası görme ve duyma algısı ve uyaranları açısından birleşik bir zemin konusunu tartışırken, müzisyen ve ressamların çalışmaları öncü rol üstlenmiştir. Sinesteziyi duyuların birleşimi diye ifade edebiliriz. Bir başka değişle bir duyunun uyarılmasının farklı bir duyu kanalında doğal algı tetiklemesi… Örneğin bir kokuyu şekil olarak görmek gibi… Sinestezinin müzik alanındaki karşılığı ise Kromestezi ’dir. Kromestezi aynı zamanda bireyler açısından müzik...