2 Ocak 2016 Cumartesi

Tualden Sese -Esra Bilo Resmi Hakkında



Sanatçıyı diğerlerinden ayıran özellik; deneysel ve özgün olmadır. Bir eserin karşısına geçtiğinizde sizde farklı imgeler, farklı tınılar yaratmıyorsa özgünlüğü sorgulamak zorunda kalırsınız. Sanatçı daima farklı bir dil yaratma peşindedir. Yarattığı bu dili hem kendisi öğrenirken hem de başkalarına eserleriyle öğretme mücadelesi verir.  Sanat ürünleri nasıl olursa olsun, nihayetinde yaşam platformunda sergilenme biçimleriyle kendi iç dinamiğinin ipuçlarını verir.

Kendini yenileyen sanatçı, her anlamda farklı sanat dillerinin kodlarını çözme konusunda da başarılı olur. Bu anlamda Esra Bilo, yaptığı çalışmalarda izlediği çizgi açısından oldukça farklı ve dikkat çekici eserler üretme konusunda başarılı performans sergiliyor.
Soyut çalışmalarındaki amorf biçimlerin algıda yarattığı izlenimler, çizgi ve ışık kompozisyonları resim sanatı açısından yeniliklerle doludur. Renk armonisinde var olan yaklaşımları bizleri aynı zamanda müzikal çağrışımlara yönlendirmede yardımcı olur.
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında başlayarak, yirminci yüzyılda kendi varlığını kabul ettiren avangard müzik, atonalite, minimalizm, vb akımlar Sanat dünyasında özellikle müzik alanında kendini ağırlıklı olarak gösterdi. Yeni akımların ortaya çıkması ve kabul görme süreci oldukça uzun bir zaman sürecinde oldu.
Günümüzde müzikte var olan yeni akımların hala “laboratuar müziği-deneysel müzik” diye adlandırılması bu sürecin devam ettiğini gösterir. Müzikteki kırılma noktası belki de tonalitenin uğradığı değişim ve/veya yaşadığı yapısal devşirme travmadır. Çünkü duyular ve duygularla ilintili sanat, aynı zamanda metafizik bir karakter içerir. Müziğin gücü bu bağlantıda aslında dışsal olana daha yakın olmasından kaynaklanır. Resim kadim dönemlerden beri bir yerlerde durur. Müzik ise zaman içinde akışkanlık gösterir.
Müziğin kökeni ile resmin kökenini aynı eşzamanlı bağlam ile anlamlandırmak doğru değildir. Her ikisi de sanatın dalları olmakla beraber, ontolojik düzlemde birbirleriyle ilişkileri tamamen bağlantısızdır. Resim ve müzik zaman zaman ortak terminolojiyi kullansa da, içerdikleri anlam ve yüklenen kodlar  açısından birbirlerinden bağımsız karakter içerirler.
Resim ve müziğin bağlantıları kadim zamanlarda değil, yakın dönemin “avangard” yönelimlerinde aranmalıdır. Resim armoni içerir, müzik tonal duruşa başkaldırarak armonik yapıyı reddeder. Aynı zamanda ton kavramındaki metafizik öğeler, yerini çok boyutlu görüşlere bırakır. Örneğin kutsal üçlüden gelen Holy trinity kavramı gibi.
Sanattaki form yapısının, toplumsal hiyerarşi ve düzen ile doğrudan bağlantısı, yeniden sorgulanmak üzere soyut biçimde kendini gösterir. Soyut sanat, özünde terminolojik olarak formel bir yapısal bütünlük göstermeyi reddeder. Bir başka değişle toplumsal düzen sanata  yapı itibarı ile kendini dayatır.


Esra Bilo, resimlerinde süregelen yapısal dayatmaya karşı, amorf biçimler ile karşı durur. Resim kompozisyonlarındaki anlatım kendini soyut ve biçimsiz çizgi, ışık demeti olarak gösterir. Resim temalarında var olan minimal düzeydeki detaylar, müzikteki motif kavramınagöndermelerde bulunur.  Resim sanatında yapılan tuvaldeki  boya ile mücadele, müziğin doğaçlama ya da kurgu düzeyindeki anlık düzenlemelere benzer. Esra bilo ortaya koyduğu ürünlerde, sanatın geldiği boyutun,  bellek, izlenim, kurgu üçgenine güzel bir örnektir.

                                                                                                    Vural Yıldırım








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

EDEBİYATIN KUŞATTIĞI MÜZİK Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisinin düzenlediği "Edebiyatın Kuşattığı Müzik" söyleşisi  ...